..wWw.SohbetLim.net... Türkiye'nin 1 numaraLi Chat SoHBeT OdalariNa hoşgeLdiniZ..

Menü

   Ana Sayfa
   Sohbet'e Giriş
  Hazır mesajlar
  sesli şiirler
  Altın Yumruklar
  Aşka Dair
  bedava program indir
  Canakkale Ozel
  Damar SözLer
  Dini Sohbetler
  Diyet Listeleri
  Evlilik
  FiLm izLe
  Foto Galeri
  Güzel sözler
  Güzeller Galerisi
  Hazır Mirc Kodları
  Hikayeler
  KomikLikLer
  Kurtlar Vadisi Pusu
  Magazin Haberleri
  Mircte Sohbet
  Mobilya Dekorasyon
  Muzik video
  Nostalji Klipler
  Rüya TabirLeri
  Sohbet Komutları
  Sohbet odaLarı
  SohbetLim özeL videoLar
  Türk Destanları
  Yabancı Video Klipler
  Yemek tarifleri
  şarkı sözleri
  Şiirler
  İletişim
 

      sitemap

 Göç Destanı

Goc destani,islami sohbet ,islami chat - - Sohbet ve chat aramaları - için kullanıcılarına hizmet veren - Türkiye'nin en iyi sohbet sitesi - sohbet siteleri - chat odaları - damar sözler - aşk sözleri - güzel sözler - canlı sohbet - islami chat - dini sohbet - islami sohbet - dini chat - hayata dair aşka dair Sohbet arkadaşlıkları kurmak isteyenlere  

Okunma

2983
islami sohbet

Göç Destanı

Bu destan da bir Uygur destanıdır ve daha önce de belirtildiği üzere, Türeyiş destanının tabii bir devamı gibidir. Bugün, Orhun nehri kenarında bir şehir kalıntısı ile bir saray yıkıntısı vardır ki çok eskiden bu şehre Ordu Balık denildiği tahmin edilmektedir. Büyük Uygur Destanı’ nın, işte bu şehrin saray yıkıntısının önünde bugün dahi görülebilecek şekilde duran abidelerde yazılı olduğunu Hüseyin Namık Orkun’ un belirttiğine göre bu abideler, Moğol Hanı Öğüdey zamanında Çin’ den getirilen mütehassıslarla okutturulup tercüme ettirilmiştir.

Göç Destanının Çin ve İran kaynaklarındaki kayıtlarına göre iki ayrı rivayet halinde olduğu bilinmekte ise de aslında birbirinin tamamlayıcısı gibidir. İran kaynaklarında ki rivayet, daha ziyade tarihî bilgilere yakındır. Aynı zamanda İran rivayeti, Türklerin Maniheizm’ i kabulünü anlatan bir menkıbe hüviyetinde görünmektedir. Aşağıda hülasa edilecek olan rivayeti Cüveyni’nin Tarih-i Cihanküşa adlı eserinde kayıtlıdır ve bu rivayete göre, destanda zikredilen iki ağacın, Maniheizm’ in kurucusu Mani’nin “iki Esas” adlı eserindeki iki ağacı temsil ve taklit ettiğini prof. Fuat Köprülü iddia etmektedir.

Destan:
Türk Destanları
Uygur ülkesinde, Tuğla ve Selenge ırmaklarının birleştiği yerde Kumlançu denilen bir tepe vardır. Adına Hulin Dağı derlerdi.

Hulin Dağında da, birbirine çok yakın iki ağaç büyümüştü. Biri kayın ağacıydı. Bir gece, kayın ağacının arasında yaşayan halk bu ışığı gördü ve ürpererek takip etti. Kutsal bir ışıktı, kayın ağacının üstünde kaldığı müddetçe kayın ağacının gövdesi büyüdükçe büyüfü, kabardı. Oradan çok güzel türküler gelmeğe başladı. Gece oldu mu, ağacın otuz adım ötesinden bütün çevre ışıklar içinde kalıyordu.

Bir gün ağacın gövdesi ansızın yarıldı. İçinden beş küçük çadır, beş küçük odacık halinde meydana çıktı. Her odacığın içinde bir çocuk vardı. Çocukların ağızlarının üstünde asılı birer emzik vardı ve onlar bu mukaddes çocuklara halk ve halkın ileri gelenleri çok büyük saygı gösterdiler.

Çocukların en küçüğünün adı Sungur Tekin’ di, ondan sonrakinin adı Kutur Tigin, üçüncüsününki Türek Tekin, dördüncüsünün Us Tekin ve beşincisinin adı Bögü Tekin’di. Beş çocuğun beşinin de Tanrı tarafından gönderildiğine inanan halk, içlerinden birini hakan yapmak istediler. Bögü Han en büyükleri idi hem de ötekilerden daha güzel, daha zeki ve daha yiğit görünüyordu. Bögü Tekin’ in hepsinden, her hususta üstün olduğunu anlayan halk onu hakan olarak seçtiler. Büyük bir törenle Bögü hanı hakan olarak seçtiler. Büyük bir törenle Bögü hanı tahta oturttular.

Böylece yıllar yılı kovalamış ve bir gün gelmiş Uygurlara bir başkası hakan olmuş.

Bu hakanın da galı Tekin adında bir oğlu varmış.

Hakan oğlu Galı Tekin’ e, Çin prenseslerinden birini, Kiu-Lien’ i almağı uygun görmüş.

Evlendikten sonra Prenses Kiu-Lien, sarayını Hatun Dağında kurdu. Hatun dağının çevre yanı da dağlıktı ve bu dağlardan birinin adı da Tanrı Dağıydı, Tanrı Dağının güneyinde de Kutlu Dağ derler bir başka dağ vardı, kocaman bir kaya parçası.

Bir gün elçileri, falcılarıyla birlikte Kiu-Lien’ in sarayına geldiler. Kendi aralarında konuşup dediler ki:

-Hatun Dağının varı yoğu, bütün bahtiyarlığı Kutlu dağ denilen bu kaya parçasına bağlıdır. Türkleri zayıflatıp yıkmak istiyorsak bu kayayı onların elinden almalıyız.

Bu konuşmadan sonra varılan karar üzerine Çinliler, Kui-Lien’ e karşılık olarak o kayanın kendilerine verilmesini istediler. Yeni Hakan, isteğin nereye varacağını düşünmeden ve umursamadan Çinlilerin arzusunu kabul etti, yurdunun bir parçası olan bu kayayı onlara verdi. Hâlbuki Kutlu Dağ bir kutsal kayaydı; bütün Uygur Ülkesinin saadeti bu kayaya bağlıydı. Bu tılsımlı taş Türk Yurdunun bölünmez bütünlüğünü temsil ediyordu düşmana verilirse bu bütünlük parçalanarak ve Türkeli’nin bütün saadeti de yok olacaktı.

Hakan kayayı vermesine verdi ama kaya öyle kolay kolay sökülüp götürülecek cinsten değildi. Bunu anlayan Çinliler, kayanın çevresine odun ve kömür yığıp ateşlediler. Kaya iyice kızınca da üzerine sirke döküp parça parça ettiler. Her bir parçayı da ülkelerine taşıdılar.

Olan o zaman oldu işte. Türkeli’nin bütün kurdu kuşu, bütün hayvanları dile geldi, kendi dillerince kayanın düşmana verilişine ağladılar. Yedi gün sonra da bu düşüncesiz Hakan öldü. Ama Onun ölümüyle ülke felaketten kurtulamadı. bir Çin prensesi uğruna çekinmeden feda edilen yurdun bir kayası, Türkeli’nin felaketine sebep oldu. Halk rahat ve huzur yüzü görmedi. Irmaklar birbiri ardınca kurudu. Göllerin suyu buhar olup uçtu. Topraklar yarıldı, mahsuller yeşermez oldu.

Günlerden sonra Türk Tahtına Böğü Han’ın torunlarından biri hakan olarak oturdu. O zaman canlı cansız, ehli yaban, çoluk çocuk bütün yurtta soluk alan almayan ne varsa hepsi birden:

-Göç!.. Göç!.. diye çığrışmaya başladı. Derinden, inilti, hüzün dolu, çaresiz bir çığrışmaydı bu. Yürekler dayanmazdı.

Uygurlar bunu bir ilahi emir diye bildiler. Toparlandılar, yollara düzüldüler; yurtlarını yuvalarını bırakıp bilinmedik ülkelere doğru göç etmeğe başladılar. Nihayet bir yere gelip durdular, orada sesler de kesildi. Uygurlar, seslerin kesilip duyulmaz olduğu bu yerde kondular, beş mahalle kurup yerleştiler ve bunun için bu yerin adını da Beş-Balık koydular. Burada yaşayıp çoğaldılar.

 

 



  Yorumlar

 
Rüya Tabirleri - YAŞANILAN RÜYALAR


Sertab Erener - Bir Damla Gözlerimde


Umut Kaya - Masal Perisi


Justin Bieber - Overboard


SON OSMANLi YANDiM ALi Full izle


Buyuk Harfli Nickleri & Belirli Nickleri Devoice


Müslüm Gürses - Tutamıyorum Zamanı


Tan Taşçı - Taş Yürek


Özlem Özdil - Ben Mi İstedim


Hasan Dursun - İsmi Sübhan izle


sohbetlim 2018 sohbet
sohbetsila
Mobil Chat Nedir? Nasıl Kullanılır
telefonda sohbet etmek
Neden mi Sohbetlim.net
Teknoloji ve Sohbet
sohbetlim-chat
sohbetlim-sohbet
Kesintisiz Sohbet İçin Doğru Adres
Ücretsiz Sohbetin Kaliteli Yeri

Copyright © 2006 Tüm Hakları Saklıdır SoHBeTLiM.NeT

Desing By NiLdeniZ