..wWw.SohbetLim.net... Türkiye'nin 1 numaraLi Chat SoHBeT OdalariNa hoşgeLdiniZ..

Menü

   Ana Sayfa
   Sohbet'e Giriş
  Hazır mesajlar
  sesli şiirler
  Altın Yumruklar
  Aşka Dair
  bedava program indir
  Canakkale Ozel
  Damar SözLer
  Dini Sohbetler
  Diyet Listeleri
  Evlilik
  FiLm izLe
  Foto Galeri
  Güzel sözler
  Güzeller Galerisi
  Hazır Mirc Kodları
  Hikayeler
  KomikLikLer
  Kurtlar Vadisi Pusu
  Magazin Haberleri
  Mircte Sohbet
  Mobilya Dekorasyon
  Muzik video
  Nostalji Klipler
  Rüya TabirLeri
  Sohbet Komutları
  Sohbet odaLarı
  SohbetLim özeL videoLar
  Türk Destanları
  Yabancı Video Klipler
  Yemek tarifleri
  şarkı sözleri
  Şiirler
  İletişim
 

      sitemap

 Suya Yazılmış SevdayDık - İsmail SarıGene

Suya Yazılmış SevdayDık - İsmail SarıGene, suya yazlmış sevda hikayeleri, sevda hikayeleri, aşk hikayeleri, ismail sarıgene hikayeleri, ismail sarıgene şiirleri, sarıgene yazıları - - Sohbet ve chat aramaları - için kullanıcılarına hizmet veren - Türkiye'nin en iyi sohbet sitesi - sohbet siteleri - chat odaları - damar sözler - aşk sözleri - güzel sözler - canlı sohbet - islami chat - dini sohbet - islami sohbet - dini chat - hayata dair aşka dair Sohbet arkadaşlıkları kurmak isteyenlere  

Okunma

2626
islami sohbet
Suya yazılmış bir sevdanın, vuslata gebe kalmış umudun ölümsüz satırlarını yazıyorum yıldızların gözbebeklerine. Mürekkebini yüreğimizin sevda kokan çağlayanlarından alan bu aşkı yazıyorum Melek’lerin ıslak kirpiklerine. Arsız dikenleri ayaklarımızla ezip vuslat yolculuğundaki pamuksu düşlerimi anlatıyorum bizi dinleyenlere.

Seni ve ölümsüz sevdamı suya yazıyorum çünkü sevdamız su gibi berrak, su gibi saf ve güneş gibi sıcak. Aldığımız her nefes umuda ve mutluluğa sunulmuş adaktı. Kazanan biz olmalıydık çünkü beyazı giyindik sevdanın. Aşkın yüce duygularında nefes aldık ve suyun duruluğundan güç alarak yalnızlığın üzerine delicesine yürüdük.

Hatırlıyor musun bu sevda yolculuğunda nice uçurumları aştık seninle? Karanlık ve puslu yollardaki arsız ayazları ezerek nice kaldırımları aşındırdık. Üşüdük mevsimlerin sıcakla olan dansında. Üşüdük çünkü sevdamızın yollarında umutlarımız kaç kez esir alındı. Kaç kez yüreklerimiz hain sorgularda acılara gebe kaldı. Ama pes etmedik ve yenilmedik. Sevdamızı içimizdeki kelimelere saklayıp umuda gülümsedik. Ayaküstü yaşanan sevdalardan değildik biz. Küçük ve ağrısız pusulara diz çökecek kadar, elleri kanlı cellâdın topal dizine boynumuzu bükecek kadar kırılgan değildi bizim sevdamız. Acıya inat, yokluğa inat büyüyen bir aşk hikâyesiydi bizimkisi.

Gecenin güneşe beslediği ve ateşin suya içten içe gizlediği sevgi gibi imkânsız heves değildi birbirimize duyduğumuz aşk. Altı çizili kelimelerin anlatmakta aciz kaldığı bir duygu sağanağıydı hislerimiz. Birbirimizi uzaklardan görsek, avuç içlerimiz sebepsizce terlemeye başlar, dilimizdeki kelimelere sevdanın prangaları vurulurdu. Tek bir söz etmeden saatlerce gözlerimizin içinde Cenneti solurduk. Utangaçlığın bu kadar güzel yakıştığı yanaklarımıza kelebeklerin ince sevdaları dokurduk..

Pusulara kafa tutup yalnızlığa karşı süngüsüz savaştık. Süngüsüz savaştık çünkü bembeyaz sevdaya kan ve isyan yakışmazdı. Aşktan öte ,yüreğimizden öte silahımız yoktu. Mermisi çicek olan bir silahın peşinde nice engellere göğsümüzü siper ettik seninle. Karanlıklara inat hep mayasız geceleri aşındırdık kırgın kaldırım taşlarını ayak uçlarımızla ezerek. Oysa ayaklarımız çıplaktı.

Pamuksu bir yolculuğun peşinde sürüklenirken nerden bilebilirdik ki yollarımızda çicek diye suskun dikenlerin ekildiğini, nerden bilebilirdik ki gecelerimize yıldızların yerine karanlıkların serildiğini ? Kanasa da ayaklarımız, vuslatı tuz diye kanayan yaramıza sürüp umut kokan sevdamıza yürüdük. Pusular kurulsa da yollarımıza, aldırmadan aşkımızı baharların gülüşlerine ördük..

Nice uçurumları aşmışken kan ter içinde kaldı yüreklerimiz. Ilık meltemler aradık sırtımızdaki teri silmek için. Bulamadık ama üzülmedik. Ilık nefeslerimizi birbirimizin tenine sürüp karanfil kokan terimizi gülüşlerimizle sildik. Yalınayak yürüdük bıcağın üstünde. Yıldızları sağıp gökyüzünden aydınlığın içinde yıkandık. Bu sevdaya yüreğimizi koyduk. Kirlenmemiş köpüklerde yıkanmış ölümsüz sevdayı tüketmedik. Aksine tek nefeslik sevdamıza vuslatı ekleyip nice yanık türküler ürettik bu pamuksu yolculukta.

Mavinin göğsüne su misali beyaz sevdamızı yazmak için çıkmıştık yola. Ve söz vermiştik Cennet kokulu vuslata.Yol üstündeki tek nefeslik molalarımızda, arsız ayazlarda toprağa boynunu çevirip umuda küsmüş çicekleri güneşe çevirdik. Susuz kalmış çardak kuşların dudaklarına zemzemi değdirip sevdamızın ak sütüyle emzirdik. Her şey gül gülistanlık değildi oysa. Her an nefesimizde hissediyorduk kanlı pusuları. Bir kapatsak gözlerimizi karanlığa; darağaçlarımız hazırdı oysa. Ve ikindi vakti ayrılıklara kefensiz gömülmek için hazırdı musalla taşımız. Onca acıya, onca ayrılığa inat korkmadık, sevdanın korkuyla işi olmazdı çünkü. Gerekirse bu yolda diklenen arsız yangınlara kafa tutacaktık.

Ve yumruklarımızı bıçağın ucunda bileyip kaygısız fırtınanın boğazına dayacaktık sevdamızın kararlılığını. Olmadı mı göğsümüzü siper edecektik . Çünkü söz vermiştik vuslata ulaşmaya. Kör kuyularda kalsak da umudun merdivenlerini birer birer çıkıp aydınlığa çevirecektik yüzümüzü. Karakışlarda sevdaya yenik başlasak da kelebeğin sırtına vuslat diye motifleyeceğiz naif gülüşümüzü..

Sevda hamalı olduk bitmek bilmeyen yokuşlarda. Sırtımıza nice ayrılık çuvalları yüklendi. Yılmadık, kızmadık. Sadece sustuk ve içimizden dualara sarıldık. Ne zaman yükümüz kaburgalarımızı esecek olsa; ağır yükümüzü rüzgar boynuna asacaktı ..İsyanlar büyütmedik dilimizin ucunda. Çığlıklara bürünmüş ateşten kelimelerimizi boşa harcamaktan sakındık. Dilimizden sürgün eyledik umutsuzluk kokan satırları. Çünkü su kadar narin bir sevdaya isyan yakışmazdı.

Bir an çığlıklarımız büyüse, dilimize gem vururduk. Çünkü bize ağlamak bize kalleşce isyan etmek değil, savaşmak yakışırdı. Savaş diyorum sevdayla kör ayrılığın savaşıydı buydu. Vuslat yolculuğunda üzerimize gelen nice fırtınaları yakmadık mı ? Engin okyanuslara yüreğimizi yaslayıp bir avuç su damlasına gül kokulu sevdamızı yazmadık mı ? Ilık rüzgarla gelen sevinçlerimizi vuslatın dudaklarına kazımadık mı ?

Umuda ve mutluluğa giden bu pamuksu yolculuğun sonunda sevdanın ellerinden zemzemi içeceğiz. Avuçlarımızda karanlıkları ezip gümüş damlaları serpeceğiz dolunaylı gecelere. Yetim çocukların gülüşlerini ekeceğiz vuslat bahçelerine. Adlarımızı sonsuzluğa bırakıp tek yürekte Cennetin güzelliklerini içimize çekeceğiz.

Gülüşlerimizi acıya adak diye serip umuda ve sevdaya Anka’nın kanadında delicesine gülümseyeceğiz. Karanlıkları göğe gelin edip baharlardan kalma çicekleri kelebeğin yüreğine işleyeceğiz. Ayrı bedenlerimizden feragat edip tek nefesimizle hayatın ılık sularında gezineceğiz.Bize, bembeyaz bir sevdaya da ancak böyle güzellikler yakışır. Pes etmeden ve her şeye inat yüreğimizdeki umutla vuslatımızı bir gün güllerin dudaklardan içeceğiz...

İsmail SARIGENE

 

 



  Yorumlar

 
Sibel Can - Mucize 2011


hande yener - boşa ağlayan kız


Siz beni Öldü sanıyosunuz değil mi ?


Kurtlar Vadisi Pusu 87.Bölüm Full izle


Osman Öztunç - Mehmedim


Sıla - Bir İlkbahar Sabahı Şarkı Sözü


Murat İnce - Kader


şebnem ferah - ünzile


Ruyada Abluka Gormek -


Bedirhan Gökçe - Tek Hece Aşk Şiiri


sohbetlim 2018 sohbet
sohbetsila
Mobil Chat Nedir? Nasıl Kullanılır
telefonda sohbet etmek
Neden mi Sohbetlim.net
Teknoloji ve Sohbet
sohbetlim-chat
sohbetlim-sohbet
Kesintisiz Sohbet İçin Doğru Adres
Ücretsiz Sohbetin Kaliteli Yeri

Copyright © 2006 Tüm Hakları Saklıdır SoHBeTLiM.NeT

Desing By NiLdeniZ