..wWw.SohbetLim.net... Türkiye'nin 1 numaraLi Chat SoHBeT OdalariNa hoşgeLdiniZ..

Menü

   Ana Sayfa
   Sohbet'e Giriş
  Hazır mesajlar
  sesli şiirler
  Altın Yumruklar
  Aşka Dair
  bedava program indir
  Canakkale Ozel
  Damar SözLer
  Dini Sohbetler
  Diyet Listeleri
  Evlilik
  FiLm izLe
  Foto Galeri
  Güzel sözler
  Güzeller Galerisi
  Hazır Mirc Kodları
  Hikayeler
  KomikLikLer
  Kurtlar Vadisi Pusu
  Magazin Haberleri
  Mircte Sohbet
  Mobilya Dekorasyon
  Muzik video
  Nostalji Klipler
  Rüya TabirLeri
  Sohbet Komutları
  Sohbet odaLarı
  SohbetLim özeL videoLar
  Türk Destanları
  Yabancı Video Klipler
  Yemek tarifleri
  şarkı sözleri
  Şiirler
  İletişim
 

      sitemap

 İSLAMİ SOHBET GİRİŞİ

İSLAMİ SOHBET GİRİŞİ|ile ilgili DİNİ SOHBET aramaları islami sohbet, canlı sohbet, chat kanalları, sohbet odaları, islami sohbet siteleri,dini chat yap,islami sohbet et, dini sohbet kanalları. - - Sohbet ve chat aramaları - için kullanıcılarına hizmet veren - Türkiye'nin en iyi sohbet sitesi - sohbet siteleri - chat odaları - damar sözler - aşk sözleri - güzel sözler - canlı sohbet - islami chat - dini sohbet - islami sohbet - dini chat - hayata dair aşka dair Sohbet arkadaşlıkları kurmak isteyenlere  

Okunma

338
islami sohbet

Lezzetleri yok eden ölümü çokça hatırlayın.

Mevlamızın kullarına lütufları sonsuzdur. Eğer görebilsek her nefeste büyük rızıklarla nimetleniyoruz. İşte Rabbimizin bu rahmeti ümitsizliğe düşmeye manidir. O (c.c.) mutlak rızık verendir. Her türlü rızkı hazırlamış ve biz kullarına sunmuştur. Bizim yapmamız gereken vesilelerin peşine düşmektir. Bundan sonrası ise tevekküldür.

Fakat bilmemiz gereken önemli bir husus var. Rabbimiz ihsanda bulunduğu nimetlere karşı bizlere bazı vazifeler vermiş ve buna göre, görevini yapan kullarını ayrıca mükâfatla müjdelemiştir. Bu vazifeleri göz ardı etmek ise küfran-ı nimet olduğundan böyle kişileri cezalandıracağını buyurmuştur.

Bu sebeple kul, Rabbine karşı havf ve recâ hali ile donanmış olmalıdır. Yani daima bir umut ve aynı zamanda korku içinde olmalıdır. Korkmalı, çünkü vazifeleri vardır ve hesabını verecektir. Umudunu yitirmemeli, çünkü Mevlâmız engin mağfiret sahibidir. Müberra kitabımız Kur'an-ı Kerim'de buyurulmuştur ki:

"Ey İman edenler! ALLAH'tan korkun ve doğrularla beraber olun." (Tevbe/119)

Gönül ehli büyüklerimiz, dünyanın ahiretin tarlası olduğu gibi kalbin tarla, imanın da oraya atılan tohum olduğunu söylemişlerdir. Bu dünyadaki ibadet ve taatler toprağı sürmek, temizlemek ve kalbe hayat suyunun akmasını sağlamaktır. Dünyaya meyleden, ona bağlanan gönüller ise serpilen tohumun bitmediği, çorak topraklara benzer. Kıyamet günü hasat mevsimi gibidir. Herkes ektiği mahsulü orada alacak. O gün iman ve salih amel tohumundan başka hiçbirşey meyve vermeyecektir.

Bu dünyada kalbimizi çorak bir toprak haline getiren şeylerden uzak durmamız lazım. Bunların başında dünya sevgisi gelir. İnsanoğlu dünyada daimi kalacakmış gibi davranır. Bu yüzden hep biriktirme peşinde koşar. Gençken biraz daha büyüyüp biryerlere gelmeyi hedefler. Eğr hedefine ulaşırsa daha da yukarısını talep eder. Ömür böyle akıp giderken ahiret için ya hiç ibadet ve taat yapmaz ya da daima ileriki bir zamana, dünya işlerini bitireceğini umduğu bir döneme erteler. Ancak, ömrün sonuna gelindiğinde çoğunlukla pişmanlıktan başka bir şey kalmaz elinde. Rabbimiz (c.c.), Kur'an-ı Kerim'de doğru yol üzere sabit kalanları şöyle müjdelemiştir:

"Gerçekten, Rabbimiz ALLAH'tır deyip de sonra sebat gösterenlere, 'Korkmayın, üzülmeyin. Size vaat olunan Cennet'le sevinin' diye melekler inecektir. Biz dünya hayatında da ahirette de dostlarınızız. Çok bağışlayan ve rahmet eden ALLAH'ın bir ikramı olarak burada canınız ne isterse sizindir." (Fussilet/30-32)

Bu dünyada insanın aldanmasının, hakikati hemen unutuvermesinin sebebi kendine, nefsine aldanmasıdır. Nefsin arzuları çoktur, daima ister. Her şey benim olsun der. Nefsinin böyle isteklerine kulak vermek insanın kendi suçudur. Kişi böyle davrandıkça nefsinin açgözlülüğü hiç bitmeyecek, dünyada ebedi kalacakmış gibi hep sahip olmak, biriktirmek isteyecektir.

Kişinin maneviyatını gözardı ederek biriktirme, sahip olma isteği doyumsuzluğu, hep yükseklerde olma isteği de kibri işaret eder. Her ikiside kalbî hastalıklardır. Bu nların peşinde koşan kazanmaktan çok kaybedecektir. ne dünyada rahata kavuşacak ne de ahirette huzur bulacaktır. Mücella dinimiz İslâm bizlerden bu hastalıklardan kurtulmamızı, şifa bulmamızı ister. ALLAH Rasulü (s.a.v.) buyurmuştur ki:

"Lezzetleri yok eden ölümü çokça hatırlayın." (Tirmizi)

Yani ölümü sıkça anarak dünya zevklerine tutkunluğunuza gem vurun ALLAH Teala'ya yönelin, denilmiştir. Bir başka hadis-i şerifte de ölümü sıkça ananların şehitlerle birlikte haşrolacakları müjdelenmiştir (Beyhakî). İmam Gazalî (rh.a.) ölümü sıkça ananlara bu üstünlüğün verilmesini, hatırlayışların insanı dünyadan uzaklaştırması ve ahirete hazırlamaya başlaması olarak göstermiştir.

Hasan-ı Basrî (rh.a.)'de şunları söyler: "Ölüm dünyanın ipliğini pazara çıkardı da, akıllı olanlar için gerçekten zevk alacakları bir şey bırakmadı. "

İnsanın aldanmasına sebep olan konulardan biri de insanın dünyaya dair hayaller kurmasıdır. Bu hayallerin içinde genellikle ebedi ahiret yurduna dair bir şey bulunmaz. Oysa insan gençliğine, sağlığına aldanıp maneviyetını ihmal etmemelidir.

Abdullah b. Sâmit (rh.a.) babasından şunları duyduğunu aktarıyor: "Ey sağlıklı oluşuna aldanan kişi! hasta yatağına düşmeden ölen kimse görmedin mi? Ey kendisine süre tanınmış olan! Hiç vadesini bileni gördün mü? Ömrünü şöyle bir gözden geçirsen tattığın zevklerin hepsini unuttuğunu görürsün. Sizler sağlığa mı aldanıyorsunuz yoksa uzun süredir ağzınızın tadı yerinde olduğu için şımarıyor musunuz? Ölmeyeceksiniz diye bir güvenceniz mi var? Ölüm meleğine karşı gelebileceğinizi mi sanıyorsunuz? Onu ne servetin ne de adamların engelleyebilir. Ölüm anı bela ve sıkıntı anıdır. Yapılan hatalardan pişmanlık zamanıdır."

Dünya hayatının hakikatte ne olduğuna dair etrafımızda ne çok ibret vardır. Kendi bedenimiz, dönüp duran mevsimler, kainattaki her şey geçiciliğe işaret eder. Düşünün uzun süre birlikte olduğumuz, gülüp eğlendiğimiz, nice insan vadesi yettiğinde aramızdan ayrılıverdi. Onların birçoğu ne kadar çok çabalamıştı bu dünya için. Makam-mevki sahibi olanlar vardı. Çok para biriktirenler vardı. Güç ve iktidar sahibi olanlar vardı. Fakat dünya hiçbirine kalmadı. Bize de kalmayacak.

Bir gün sıra bize geldiğinde ne biriktirdiklerimiz ne de kurduğumuz hayaller elimizden tutacak. Servetimizi, dünyadaki şan ve şöhretimizi, sayğınlığımızı yanımızda yanımızda götüremeyeceğiz. Aksine onlardan hesaba çekileceğiz. Onları nasıl kazandığımız sorulacak. Hak yemişsek, birilerine zulmetmişsek bedelini ödeme fırsatımız elden gitmiş olacak.

Geleceğini güvenceye almak isteyen kişi Rabbinden korkan, takvaya sarılan, ebedi olana karşı fani olanı elden çıkaran kişidir. Böyle kişi gözünü ebediyet ufuklarına dikmiş, buranın misafirlik yurdu olduğunu fark etmiş, nefsinin ve şeytanın oyuncaklarına aldanmamış kutlu kişidir. O sebeple dünyadan şikayette de bulunmaz. Fahr-i Kainat (s.a.v.) Efendimiz buyurur ki:

"Kaygılanan, geceden yol alır. Gece yol alan da menzile varır. Dikkat edin! ALLAH'ın eşyaşı pek pahalıdır. O pahalı eşyada Cennet'tir." (Tirmizi)

Birazcık kaygı, dikkat ve çaba...Umuyoruz ki bunlarla yol alırsak biz de menzile varırız.

Rabbimizin tevfik ve inayeti ile.

 

 



  Yorumlar

 
Tuba Büyüküstün - Hayalindeki Erkeği Açıkladı


Cem Altıntaş - Rüyalar 2010


Ahmet SeLCuK - iLKaN UçuruM ÇiÇeği


david guetta - chris willis ft fergie - lmfao


Davutoğlu'nun 'Ucube Anıt' Değerlendirmesi


Murat Evgin - Sehit Sarkisi


Funda Arar 2011 - Aşkın Bana Değdi Değeli


Ruyada Aç Gormek -


Uğur Işılak - Muamma


Melek İrdem - Kaos


sohbetlim 2018 sohbet
sohbetsila
Mobil Chat Nedir? Nasıl Kullanılır
telefonda sohbet etmek
Neden mi Sohbetlim.net
Teknoloji ve Sohbet
sohbetlim-chat
sohbetlim-sohbet
Kesintisiz Sohbet İçin Doğru Adres
Ücretsiz Sohbetin Kaliteli Yeri

Copyright © 2006 Tüm Hakları Saklıdır SoHBeTLiM.NeT

Desing By NiLdeniZ